KENEVİR

Okuma Süresi: 2 dakika

Cannabis sativa, ona bu ismi 1753’te İsveçli bilim insanı Carl Linnaeus verdi fakat geçmişi çok daha eskilere dayanmakta. Cannabis sativa ya da bilinen adıyla kenevir, bundan tam 50 milyon yıl önce Kazakistan’ın Tian Shan Dağları’nda evrimini tamamladı. Buradan İpekyolu ile önce Çin ve Hindistan’a, sonra da Batı ülkelerine yayıldı. İlk M.Ö. 2700’lerde Çin’de sıtmayı tedavi etmek ve ağrıyı dindirmek için kullanıldığı bilinmekte. İnsanlar sadece ilaç değil, günlük kullanılabilecek eşyalar da yaptılar çünkü kenevirden elde edilen lifler çok dayanıklıydı. 1920’li yılların sonlarına kadar giysi için üretilen kumaşların %80’inde, denizcilerin kullandıkları sicimlerin %90’ında ve kâğıt üretiminin %75’inde kenevir hammadde olarak kullanıldı. 

Günümüzde ise üç bin endüstriyel ürünün üretiminde kullanılmakta. Hemen hemen her iklim tipine uyum sağladığı ve suya az ihtiyaç duyduğu için birçok yerde rahatlıkla yetişebilir. Kokusundan ve içerdiği bazı kimyasallardan dolayı haşereler ve hayvanlar tarafından tercih edilmez, bu nedenle tarım ilacı kullanmaya gerek yoktur. UV ışınlarına dayanıklıdırlar ve radyasyonu emerler. Yüz gün gibi bir sürede büyürler ve boyları 1-6 metreyi bulur (Ortalama 3,5-5metre). Ayrıca sadece çapalamak yeterlidir. Ucuza mal edilirler. Yetiştirilmeleri diğer bitkilere nazaran oldukça zahmetsizdir. Bu da keneviri tercih nedeni yapar. Önceleri dokuma, kağıt üretiminde kullanılan kenevir ihtiyaçlar değiştikçe, teknoloji geliştikçe farklı materyallere

evrilmeye başladı. 1937 yılında Henry Ford kenevir elyaflarının reçine ile kaplanıp sıkıştırılmasıyla elde edilen malzemeden tarihin ilk kompozit gövdeli otomobilini üretti. Bu kompozit demir/çelikten on kat daha güçlüydü. Ayrıca hafif esnek ve geri dönüştürülebilirdi. “Hemp Car” adını verdiği otomobil yine kenevirden yapılan biyoyakıtla çalışan motora sahipti. Şimdilerde ise Almanya’nın önde gelen otomobil firmalarından bazıları araçlarının kaportalarını bu materyal ile kaplamakta. Geçtiğimiz yıllarda Hollanda’da Twente Üniversitesi ve Wageningen Üniversitesi öğrencileri tarafından kenevirden üretilen malzeme ile

köprü yapıldı. 

    Ülkemizde uzun zamandır -devlet kontrolünde- kenevir yetiştirilmekte fakat sanayisini kuracak altyapı olmadığı için devamlılığı sağlanamadı. 1940’lı yıllarda Kastamonu’da kenevirden iplik yapmak için fabrika kuruldu, sonrasında bazı nedenlerden dolayı kapatıldı. 1980 yılında yine kenevirden kağıt üretmek için kurulan fabrika da kapatılınca kenevir üretimi yok denecek kadar azaldı. Sürekli olarak devlet kontrolünde yetiştirilen bu bitki bazı ekonomik nedenlerden dolayı son zamanlarda sık sık gündeme gelmekte. Türkiye’nin üretimine ağırlık vermeye hazırlandığı endüstriyel kenevirin 2017’de 4 milyar doları bulan pazarının, 2025 yılında 11 milyar dolara çıkması beklenmekte, bu nedenle ülkemizde de sanayi kenevirinin üretilmesiyle, denetlenmesiyle alakalı yasal düzenlemeler yapılmakta. Şuan on dokuz ilimizde ekilmesine izin verilmekte. Ayrıca Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Selim Aytaç’ın hazırladığı ve TÜBİTAK’ın bizzat destek verdiği yeni bir proje sayesinde yeni adımlar atarak ıslah edilmiş kenevirler üretmek istediğini belirtti.

Yukarıdaki yazıda bahsedilen kenevir erkek (sanayi/endüstriyel) kenevirdir.

Madde 3 – (Değişik: 22/5/1979-2236/1 md.) Münhasıran esrar yapmak için kenevir ekilmesi ve her ne şekilde olursa olsun esrarın ihzar, ithal, ihraç ve satışı yasaktır. 

Latest posts by Maide Sena Göz (see all)